Adana'nın Öncü Gazetesi
$ DOLAR → Alış: 8,27 / Satış: 8,30
€ EURO → Alış: 9,98 / Satış: 10,02

BAŞARMA CESARETİ

EĞİTİMCİ - YAZAR HALİL KIRIK
EĞİTİMCİ - YAZAR HALİL KIRIK
  • 23.04.2021

BAŞARMA CESARETİ

Çoğu zaman bir iş yapmaya başlarken, karar verilen bir şeyi yapmak isterken her türlü olanağa sahip olsak da hedefi eyleme çeviremeyiz. İçimizde şüpheler, başarıya yeteri kadar inanmama, mükemmeliyetçilik anlayışından dolayı hata yapma riskini düşünüp adım atamama gibi nedenler bizi eylemden geri kılar ve belki de harika işler yapamayız.. Bu şuna benzer; havuza veya denize ilk kez giren kişi önce tereddüt eder, su soğuksa bedenine vereceği etkiyi gözünde büyütebilir, şüphe ve korkula birleşince suya giremeyebilir. Belki de bu korkuyla karışık tereddüt, çok zaman sonra geçecek kişi suya girebilecektir. Halbuki bazen çok düşünmeyip kısa süreli şoku göze alırsa insan eyleme geçer, başarıya ulaşır. Çoğu insan ilk adımı atamadığı için başarısız olur, yeteneği olmadığı için değil. Yapacağımız işte hemen mükemmel olamayız ama denemeyi göze almamak , şüphede kalmak başarı sağlamayacağı gibi özgüvenimiz de azaltır genel olarak..Eskilerin tabiriyle gözümüzü kapatıp işe girişmek mühim olan.. Cesaret yetenek kadar önemli hatta çoğu zaman daha önemli hale gelir. Bir yerden başlamak için en uygun zaman o an ki andır. Nitekim çemberin başı olmadığı için hata yapma riskini göze alamayanlar başarıyı da hak edemezler.

Zorluklar yaşam yolundaki bir sınav, hatalar ise bu sınavlardan alınacak en güzel derslerdir. Bir hedefte ilerlerken zamanında yapılması gereken bedelleri ödemeyenler işin sonunda kaybetmenin hüznünü yaşarlar. Sınav sürecinde aslında başkalarıyla yarışmazsınız, kendi yaptığınız çalışmaların kalitesiyle kendinize sıralama bulursunuz. Bizi rakiplerimiz değil, isteksizliğimiz, tembelliğimiz geride bıraktırır. Boşa geçirilen her zaman rakiplere puan olarak gidecektir. Çoğu zaman geçen zamanın da, geçen sınavın da telafisi olmuyor. Kolay kazanılan, kolay kaybedilir; çünkü bir anlamı yoktur. Zor ve anlamlı olan ise, her leye rağmen mücadele ruhunu ve azmini yüreğinde taşımaktır.

Bazen çok başarılmak istenilen durumlar kişi için sıkıntı oluşturacak yapıdadır. Belki bu yüzden olmamıştır başarılmak istenen durum. Bu esnek düşünce anlayışı her halükarda insanın ruhsal ve de bedensel sağlığının her şeyden önemli olduğunu gösterir. Aynı zamanda esnek düşünmek, oluruna bırakmak zihni yeni düşüncelere, yaratıcı fikirlere açık tutar. Ruh halini bozan hangi düşünce veya durum olursa olsun kişi mantıklı, sağduyulu adımlar atmakta sorun yaşar. Ruh halinin korunması ,zihnin dinginliği için yaşanılan deneyimlerden sonra kişi tarafından yapılan yorumların, çıkarımların kişinin kendisine karşı yıkıcı, küçük düşürücü ,olumsuz olmaması gerekir. Sonuçta insanı yıkan olaylar değil olaylara verdiği tepkilerin, yorumların niteliğidir. Ruhsal dengenin korunması ancak sağlıklı, mantıklı yorumlamalarla olur. Duyguların kontrolünün sağlanması bu noktada çok önemli. Duyguların düşüncelerin kontrolü en başta sağlıklı özgüven sürecine bağlıdır. Kendisine değer veren insan kendisine zarar verecek durumların farkına varır, kendisini düşüncelerini, duygularını, davranışlarını etkili şekilde idare etmesini kullanmasını bilir.

Bir fabrikadaki makinalar bozuksa, işleyişi aksıyorsa o makinalardan iyi ürün alınmazsa aynı şekilde beyin işleyişi, algılaması, yorumlaması sorunlu olan kişiden sağlıklı düşünce, bilgi çıkmaz. Zaten zihni köhneleşmiş insan bilgiye gerek duymadığı için kıt, sığ beyniyle hurafelere inanıp önce kendisini sonra yakınında bulunan insanları mutsuz eder. İyi olmak için iyi çalışmak lazım, kötü çalışmayla, olmayan bilgiyle iyi insan olunmaz. Değirmende buğday yoksa un üretilmez, beyinde bilgi yoksa düşünce üretilmez.

Tüm yaşamımız, güçlü yönlerimizi hiçbir zaman işe koşmayan, bize hiç zorluk çıkarmayan, kolay zevklerden örülü olsaydı, kolaylıkla çökkünlüğe ( depresyona) girerdik. Kestirme yollardan ulaşılan bir yaşamı seçmek, insanın güçlü yönlerini ve erdemlerini öldürebilir.

Kişinin zekası ortalamanın altında düşük de olsa eğer okuma alışkanlığı edinmişse, kendini geliştirmeyi seçmişse çoğu normal zekalının başaramayacağı işleri başarabileceği gibi üstün zekalı olup da okumayan, gelişmeyen, bir amacı olmayan kişi çoğu düşük zekalıdan daha pasif, durağan bir zekaya gerileyebilir, verimsiz bir hayat yaşayabilir.

Bilinçli yaşamadıktan sonra, bir amaç uğruna yaşamadıktan sonra iyi bir zekanın kişiye katkısı olmaz. Zeka pasifliği, bilgisizliği tercih eden kişide gerileme gösterebilir. Zeka potansiyel bir güç iken onu işler hale getiren bilgidir, bilinçtir. Bilincin yüksek olması kişinin zekasını da arttırır. Ve zekayı etkileyen en büyük faktör kültürel değerler, toplum alışkanlıkları, ebeveynin çocuk büyütme şeklidir.

Zeka daha çok problem çözme yeteneğidir ama sosyal hayatta uyum, ahenk, sağlıklı iletişim için mantıksal zeka değil duygusal zeka önemlidir. Kendi duygusal ihtiyaçlarını karşılayamamış kişiler başkalarıyla uyumlu, sevgi dolu ilişkiler kuramaz.

Ufkun ötesini göremeyen insanlar başka insanların güneşini engellemekle gurur duyarlar..

Kendi içindeki okyanusu fark etmediğin sürece dışarıdaki vahalar susuzluğunu asla gideremeyecektir..

Zekanız, ahlakınız, kişiliğiniz içinde olmaktan zevk duyduğunuz arkadaşlarınızdan, sosyal çevrenizden ciddi oranda etkilenir.

George Bernard Shaw 14 yaşında okuldan atıldıktan sonra kendisini yetiştirerek yirminci yüzyılın en büyük oyun yazarı oldu..

Sıradan insanlar sadece zamanlarını nasıl harcayacaklarını düşünürler; herhangi bir yeteneğe sahip insan zamanını nasıl kullanacağıyla meşgul olur..

Çok zeki ve çok yetenekli olabilirsin. Çok güzel fikirlerin de olabilir. Ancak bunlar için çalışmadığın zaman, bunlara sahip olmayanlarla hiçbir farkın kalmaz.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ