Adana'nın Öncü Gazetesi
$ DOLAR → Alış: 8,83 / Satış: 8,86
€ EURO → Alış: 10,33 / Satış: 10,37

MEDYA VE SUBLİMİNAL MESAJ SORUNSALI

BÜROKRAT - ARAŞTIRMACI- YAZAR HARUN DOĞAN
BÜROKRAT - ARAŞTIRMACI- YAZAR HARUN DOĞAN
  • 03.10.2020

 

Harun DOĞAN[1]

Dünyada dördüncü güç olarak bilinen medya, tüm toplumlarda değişik şekiller altında etkisini ortaya koymaktadır. İletişimin geldiği son nokta itibariyle medya, görsel, işitsel ve yazınsal anlamda toplumları avucunun içinde âdetâ yoğurmakta, onların duygu, düşünce ve zihin dünyalarına direkt veya endirekt yöntemlerle müdahale etmekte, bilfiil işgal altına almaktadır.

“Subliminal mesaj” denildiğinde, başka bir objenin içinde zımnen var olan bir işaret ya da bilinçaltı mesaj aklımıza gelmelidir. Bu mesajlar, normal insan algısı limitleri altında kalmak ve fark edilmemek üzere tasarlanmış mesajlardır. Subliminal mesajlar insanın bilinçli dikkati tarafından fark edilemezler, ancak bu mesajların insanın bilinçaltını etkiledikleri ileri sürülmekte, hatta 1920 yılından beridir yapılan çalışmalarla bilimsel gerçeklik kazanmış durumdadır. Bu mesajlar, sizin isteğiniz dışında ve sizin hayatınıza, alışkanlıklarınıza, fikirlerinize, düşüncelerinize yön verebilecek, farklı düşünmenizi sağlayacak şekilde gizli bir biçimde uygulanan sistemli ve planlı bir uygulamalardır.

Subliminal teknikler, daha çok reklamcılık ve propaganda alanlarında sıklıkla kullanılmaktadır. Dizilerde veya filmlerde dünyada önde gelen bazı ülkelerin bayrakları, film karakterlerinin içtiği içecek markaları, kıyafetleri subliminal mesaj örneklerindendir. Bir filmde, dizide veya reklamda bir ülkenin bayrağının, toplumun kesinlikle dikkatini celbedecek şekilde devamlı ekrana getirilmesi saniyelerce veya dakikalarca ekranda tutulması, herhangi bir dini veya ideolojik kisvenin mütemadiyen ekranlarda tutulması, bir davranışın dini, etnik veya sosyal bir toplulukla, kurumla birlikte lanse edilmesi bahse konu duruma en bariz örneklerdir. Bu teknikle, “kötü” olan, “iyi”; “iyi” olan da, “kötü” olarak yansıtılabilmektedir.

1920’li yıllarda BBC ilk radyo istasyonunu faaliyete geçirir. Halk bu icadı kabul etmez ve onu “şeytanın sesi” olarak görür. Bunun üzerine radyodan yayılan sesin arka planında çok da belirgin olmayan bir biçimde “radyonun aslında ne kadar yararlı bir iletişim aracı olduğuna” dair propaganda konuşmaları yapılır. Bu yöntemin radyoya yönelen ön yargının kırılmasında etkili olduğu söylenmektedir.

2.Dünya Savaşı sırasında bu yöntem Tachistoscope adı verilen cihaz kullanılarak ABD’li pilotlar üzerinde deneniyor. Tachistoscope cihazı aracılığıyla pilotlara izlettirilen ve saniyenin üç binde biri kadar kısa bir sürede gösterilen imajlarla ABD’li savaş uçağı pilotlarının düşman uçaklarla dost uçakları ayırması sağlanıyor.

1957 yılında ABD’li yazar Vance Packard, TheHiddenPersuaders adlı kitabını yazdı ve subliminal mesajların insanları ihtiyaçları olmayan şeyleri satın almaya ikna ettiğini iddia etti. Aynı yıl James Vicary efsanevi deneyini yaptı. New Jersey’deki bir sinema salonunda Picnic adlı filmin gösterimi sırasında ‘tachistoscope’ cihazıyla ekrana bazı yazılar yansıttı. Film süresince, her 5 saniyede bir flaş şeklinde patlayan bu mesajlarda “Aç mısın?”, “Cola iç, patlamış mısır ye!” yazıyordu. Saniyenin üç binde biri kadar kısa bir süre sinema perdesinde göründüğü için mesajları kimse fark etmedi. İzleyicilerin hiçbiri bu mesajları bilinçli bir şekilde algılayamadı, ancak bilinçaltları ikna oldu. Sonuçta popcorn satışı yüzde 57.8, Cola satışı yüzde 18.1 oranında arttı.[2]

Televizyondaki şiddet bireyin saldırganlık davranışına model olmaktadır. Bazı araştırmacılar televizyondaki şiddet içerikli filmlerin izlenmesinin çocuktaki saldırganlık dürtüsünün “katharsis” aracılığıyla yol bulup boşalmasına neden olduğunu savunsalar da şiddetin çocukları olumsuz etkilediği görüşü yaygındır. “Bronfenbrenner’in Ekolojik Sistemler Teorisi’ne göre bir ekosistem öğesi olarak teknoloji tabanlı medya araçları çocuğa çevresel etki yapmakta, onların giyim tarzlarından canlandırdıkları karakterlere kadar davranışlarını etkileyebilmektedirler.”[3]

 

Televizyonda şiddet içerikli çizgi filmlerin yayımlanması çocuğu şiddete yönlendirmekle kalmıyor bazen de çocuğun kendini şiddete maruz kalan kurbanla özdeşleştirmesi sonucu psikolojik bunalımlar yaşayabiliyor[4] “Medyadaki şiddetten etkilenen küçük yaşlardaki çocuklar, kendilerinin de şiddet kurbanı olabileceğini düşünmekte, korku ve kaygı geliştirmektedirler.

 

Başta ABD olmak üzere dünyada da 55 ülkede “subliminal mesaj” konusunda yasak ve yaptırımlar bulunmaktadır. Türkiye de subliminal mesajları yasaklayan ülkeler arasında. 3984 sayılı kanunun 20. maddesi “bilinçaltına yönelik reklamları” yasaklıyor. Bu hüküm başka kanun ve yönetmeliklerle, ilgili mevzuatlarla desteklenmekte, ancak ülkemizde, bu ihlali ciddiyetle takip eden uzmanlar var mıdır? Varsa da bu iş ciddi olarak takip ediliyor mu? İşte bu noktaya dikkat çekilmesi, Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK)’nun bu anlamda ivedilikle çalışmalar yapması gerekmektedir.

“Bilinçaltı reklamcılık olarak adlandırılan reklamlar, çizgi filmlerden oyunlara, sinemadan reklama kadar pek çok yolla tüketicilere iletilmekte ve onları bilinçaltlarının savunmasızlığından faydalanarak yönlendirmektedir.”[5]

Toplum olarak bu konuda bilinçli olmamız, ailemizde özellikle çocukları, etrafımızda akraba, dost ve arkadaşlarımızı bu konuda dikkatli olmaları için bilinçlendirmek, bize düşen en önemli görevdir.

 

 

 

BİBLİYOGRAFYA:

1- Doğan, Harun; Kamu Yöneticisi, Araştırmacı – Yazar; harundogan74@gmail.com

2- Kılcı, Şule; Tüketim Toplumunun Bir Formu Olarak Çizgi Filmlerde Çocukluk ve

     Toplumsal Cinsiyet Temsilleri: Barbie, Bratz ve Winx Club.(Yayımlanmamış Yüksek

Lisans Tezi). Kocaeli Ünv.Sos. Bil.Ens.

3-Temizyürek Fahri Doç.Dr., Acar Ümran Arş.Gör.; a.g.m.

4- Güler, Handan; Algıların Ötesi: Bilinçaltı Reklamcılık, Bilinçaltı Reklamcılığın Tüketici

     Davranışları Üzerindeki Etkileri(Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Kocaeli Ünv. Sos.

5– Güler, Handan; Algıların Ötesi: Bilinçaltı Reklamcılık, Bilinçaltı Reklamcılığın Tüketici Davranışları

   Üzerindeki Etkileri (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Kocaeli Ünv. Sos. Bil. Enst.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ